22 Haziran 2011 - 11:11

Son günlerde Suriye politikasında aniden çark eden AKP hükümetinin birdenbire tamamen ABD-İsrail politikasının uygulayıcısı kesilmesi ve Suriye’de mezhep çatışmalarını körükleyip bunu İran’ın üzerine yıkması, hatta bununla da yetinmeyip, AKP TELEVİZYONLARI üzerinden günlerdir İran’a iftiralar yakılarak sanki İran, Suriye halkını katlediyormuş gibi bir görüntü yaratmaya çalışması hayretle izlenmektedir... Türk basınında Obama’dan pek bir nezaketle söz edilir ve “sayın” ön eki ihmal edilmezken, İran ve Suriye’nin “Şii” ve “Alevi”liklerinin sürekli ön plana çıkarılması da, AKP medyasının son günlerdeki iğrenç çark ediş politikalarının medya ayağı olarak dikkat çekiyor...

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA-ABD Başbakanı Barack Obama,Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ı telefonla arayarak Suriye konusunda yapılması gerekenleri söylemiş...

ABD basınında da Türkiye medyasında da geniş yer alan haberlerde “İki liderin Suriye'deki olayları ele aldığı, Başbakanlık Basın Merkezinin internet sayfasından yapılan açıklamada, Erdoğan ile ABD Başkanı Obama arasında dün akşam bir telefon görüşmesi yapıldığı belirtilerek Suriye ve Libya’nın durumunun görüşüldüğü” belirtiliyor.

Düne kadar Suriye’ye kardeş gibi yanaşarak sempati toplayan Erdoğan, şimdi Suriye’ye karşı Amerika ve İsrail politikalarının uygulayıcılığını yapıyor.Suriye,Libya, Irak, Afganistan vb. deki Müslüman kardeşlerinin ABD ve Siyonist İsrail katiline karşı verdiği amansız savaşa değil, Obama’nın telefonuna önem veriyor...

Üç seçimi almanın ve halkın %50’sini ikna etmiş olmanın verdiği bir yanılgı olamaz bu..

Zira AKP’ye oy verenlerin büyük çoğunluğu AKP’ye değil, onun “ABD ve İsrail karşıtı misyonu “na , daha doğrusu böyle bir misyon olduğu zannıyla bu oyları verdiler..

Bunun tersi uygulamaları halk çok çabuk görmeye başladı..

Şimdi ne olur sizce?

Katil İsrail karşısındaki direnişte ilk kale olduğu herkesçe bilinen Suriye rejiminin yıkılması veya zor durumda bırakılması sadece işgalci İsrail’e yarayacağı halde, Türkiye’nin İslamcı görünen yönetim kadrosunun Suriye’yi içinden yıkabilmek için ABD ve İsrail’den daha hızlı çalışması, birçok maskenin düşmesini ve karanlıkta kalan birçok gerçeğin de netleşmesini sağlamış oldu.

Son günlerde Suriye politikasında -bilhassa seçim sonrasında iyice hızlanarak- aniden çarkeden AKP hükümetinin birdenbire tamamen ABD-İsrail politikasının uygulayıcısı kesilmesi ve Suriye’de mezhep çatışmalarını körükleyip bunu İran’ın üzerine yıkması, hatta bununla da yetinmeyip, AKP TELEVİZYONLARI üzerinden günlerdir İran’a iftiralar yakılarak sanki İran, Suriye halkını katlediyormuş gibi bir görüntü yaratmaya çalışması hayretle izlenirken, bu Siyonist yandaşlığı ve mezhepçi tavrı, kendisine oy veren Müslümanlara nasıl izah edeceği merak ediliyor..

Dün akşam AKP taraftarı ve Fethullah Gülen etiketli olduğu herkesçe bilinen ÜLKE TV, izleyenleri şok eden iftiralarda bulunarak Suriye’deki katliamları İran istihbaratının üzerine yıkmaya ve bunun nedenini de Şiilikle izah etmeye yeltendi!

Yani İranlılar Şii oldukları için, Suriye’ye girerek Sünnileri öldürmekle iştigal etmişler!

Oysa bunun tam tersi olduğu, Suriye’ye sızanların, İhvan’ın Türkiye’deki “Sünnici” koluyla Suudcu Vahhabiler olduğu ve bunu da Türkiye sınırlarından ve tabii ki Türkiye’de etkin güçlerden yardım alarak ve büyük ihtimalle derin devletin de bilgi ve desteğiyle yaptığı herkesçe biliniyor ..

Çünkü İran’ın Şiicilik yapmadığı,bilakis, İslam davası için her yerde kendisini tehlikeye attığı, Sünni olan Filistin’le Afganistan’a tam 33 yıldır hiçbir Sünni devletin yapmadığı kadar yardım ettiği, halkının sofrasını bu ülkelerdeki Sünni Müslüman halkla paylaşmaktan gurur duyduğunu ve bunu saklamadığını da herkes bilir..

Siyonist İsrail’le onun ağababası Amerika’nın gerçek ve etkin düşmanının da kim olduğu ve buna karşılık , kimlerin işbirlikçilik yaparak Müslümanları kandırmakta ve NATO saflarında yer almakta olduğu da herkese malumdur ve herkes bugün artık bunu biliyor ve görüyor..

Türk basınında Obama’dan pek bir nezaketle söz edilir ve “sayın” ön eki ihmal edilmezken, İran ve Suriye’nin “Şii” ve “Alevi”liklerinin sürekli ön plana çıkarılması da, AKP medyasının son günlerdeki iğrenç çark ediş politikalarının medya ayağı olarak dikkat çekiyor..

Bugün basına yansıyan haberlerde, sayın Abdullah Gül’ün de Suriye için çok partili sisteme geçiş tavsiyelerinde bulunduğu ve Erdoğan’ın da Obama tarafından telefonla aranarak Suriye hakkında konuşulduğu geçti.

Erdoğan ve Gül, Suriye’de demokrasinin işleyip işlemediğinin bekçisi oluverdi birdenbire nedense..

Eğer önemli olan, ABD ve siyonist İsrail’in talepleri değil de gerçekten demokrasi ise, sayın Erdoğan ve Gül, aynı hassasiyeti, 9 Türkün kanını kalleşçe döken ve arsızca Türkiye’nin karşısına dikilip “İyi yaptım! Özür bile dilemiyorum! Asıl Türkiye benden özür dilesin!” diyen Terör ve İşgal Devleti Korsan İsrail’de demokrasinin var olup olmadığını neden sorgulamıyor acaba?!

Eğer dertleri gerçekten demokrasiyse, Irak’ı kan gölüne çeviren,Afganistan’ı köleleştiren Amerika’ya neden demokrasi hatırlatmasında bulunmaz bu beyefendiler acaba?

Türkiye’de ne oldu? “One minute” bir senaryo muydu, yoksa AKP iktidarı ABD ve siyonist İsrail baskılarıyla sonradan mı çark etti? Bu sorunun önemi kalmadı artık.

Bundan sonra sorulması gereken soru şu olacak: AKP ve onun lideri olan Erdoğan, kendisinden hiç beklenmeyen bu “mezhepçi ve bozguncu yaklaşım ve siyasi çarkediş”i , kendisine oy veren Müslüman kitleye nasıl boyayarak sunacak?

Onu ABD ve İsrail karşıtı zanneden Müslümanlara bu çarkedişi nasıl izah edecek?

Müslümanların izan ve akıllarını her zaman köreltebilmeyi kim başarabilir sahi?